122 Yıllık Taş Konuştu: Cide’nin Liman Reisi Ortaya Çıktı
Cide’de eski bir mezarlığın sessizliği arasında duran Osmanlıca kitabeli bir mezar taşı, ilçenin yaklaşık 122 yıl önceki denizcilik geçmişinden önemli bir ismi yeniden gün yüzüne çıkardı. Taşın üzerinde yazan isim, Cide Liman Reisi Kol Ağası Mehmet Emin Efendi…
Bugün sahilleri, limanı ve denizle iç içe yaşamıyla bildiğimiz Cide'nin denizcilik geçmişinin izleri yalnızca eski fotoğraflarda ve anlatılarda değil, mezarlıklarında da yaşamaya devam ediyor.
Cide'deki eski bir mezarlıkta yapılan inceleme sırasında Osmanlıca kitabeli yaklaşık 10 tarihî mezar taşının bulunduğu bir bölümle karşılaşıldı. Yıllardır aynı yerde sessizce duran taşlardan biri ise üzerindeki kavuk, kitabe ve meslek unvanıyla diğerlerinden ayrılıyor.
Taşın başında önce Osmanlı mezar taşlarının asırlık sözü karşılıyor insanı:
“Hüve'l-Bâkî…”
Yani:
“Bâkî olan yalnız O'dur.”
Ardından taşın satırları bir asır öncesinden bugüne seslenmeye başlıyor.
Cide Liman Reisi Mehmet Emin Efendi
Kitabenin son satırlarına gelindiğinde mezarda yatan kişinin kimliği ortaya çıkıyor:
“Cide Liman Reisi Kol Ağası, merhum ve mağfur Mehmet Emin Efendi…”
Bu birkaç kelime, bugün bize sıradan bir mezar kitabesinden çok daha fazlasını anlatıyor.
Çünkü karşımızda Osmanlı'nın son dönemlerinde Cide'nin deniz ve liman hayatında görev yapmış bir isim bulunuyor.
Mehmet Emin Efendi'nin mezar taşında özellikle “Cide Liman Reisi” unvanının kullanılmış olması, o yıllarda Cide sahillerinde yürütülen denizcilik faaliyetlerinin ve liman idaresinin izlerini bugüne taşıyor.
Takvimler 1904 Yılını Gösteriyordu
Taşın alt bölümündeki tarih ise bu hikâyeyi Osmanlı'nın son dönemlerine götürüyor:
“Sene 1321 – Fi 13 Zilhicce”
Hicrî takvimdeki bu tarih, miladi olarak 1 Mart 1904 tarihine karşılık geliyor.
Yani Sultan II. Abdülhamid'in tahtta olduğu yıllar…
İstanbul'dan Anadolu'nun Karadeniz kıyılarına vapurların ve yelkenlilerin uzandığı, deniz ulaşımının kıyı yerleşimleri için hayati önem taşıdığı bir dönem.
Bugünün modern yollarının bulunmadığı o yıllarda Cide için deniz yalnızca geçim kapısı değildi. Aynı zamanda İstanbul'a ve Karadeniz'in diğer limanlarına açılan en önemli ulaşım yollarından biriydi.
İşte Mehmet Emin Efendi de böylesi bir dönemin Cide'sinde Liman Reisi olarak görev yapıyordu.
Taşına Dünyanın Faniliği Yazıldı
Mehmet Emin Efendi'nin mezar taşı yalnızca adını ve görevini anlatmıyor.
Taşa işlenen satırlar, 122 yıl öncesinin ölüm ve dünya anlayışını da günümüze taşıyor.
Kitabede;
“Edip terk-i mâsivâyı bugün, azm-i bekā ettim…”
ifadeleri okunuyor.
Devamındaki satırlarda Allah'ın hükmüne razı olmaktan, dünyanın kalıcı olmadığından ve insanın sonunda fani âlemden ayrılacağından söz ediliyor.
Bir bakıma Mehmet Emin Efendi'nin taşı, mezarlığın ortasında duran küçük bir tarih belgesi gibi…
Üzerinde bir insanın adı, görevi, ölüm tarihi ve o dönemin edebî dili aynı anda korunmuş durumda.
Başındaki Kavuk Mesleğini Anlatıyor
Osmanlı mezar taşlarında her ayrıntının bir anlamı vardı.
Taşın biçimi, başlığı, üzerindeki kavuk veya serpuş kimi zaman mezarda yatan kişinin mesleğine ve toplumdaki konumuna ilişkin bilgiler verebiliyordu.
Mehmet Emin Efendi'nin mezar taşının baş kısmındaki Bahriye ile ilişkilendirilen başlık da kitabedeki “Cide Liman Reisi” ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir tarihî ayrıntı oluşturuyor.
Taş, daha ismi okunmadan bile mezarda yatan kişinin denizle bağlantısına dair bir işaret taşıyor.
Ayak Taşında Bir Üzüm Salkımı
Mezarın ayak taşı da en az kitabesi kadar dikkat çekici.
Taşın üzerinde üzüm salkımını andıran bitkisel süslemeler ve farklı motifler bulunuyor.
Bir zamanlar bir taş ustasının ellerinde şekillenen bu motifler, Karadeniz'in tuzlu havasına, yağmura, kara ve geçen 122 yıla rağmen hâlâ görülebiliyor.
Taşı yapan ustanın adı bilinmiyor.
Fakat bıraktığı eser bugün hâlâ Mehmet Emin Efendi'nin hikâyesini koruyor.
Aynı Mezarlıkta Başka Hikâyeler de Var
Mehmet Emin Efendi yalnız değil.
Videodaki anlatıma göre aynı bölgede Osmanlıca kitabeli yaklaşık 10 tarihî mezar taşı daha bulunuyor.
Belki birinde eski Cide'nin bir tüccarı…
Bir diğerinde bir devlet görevlisi…
Bir başkasında bugün ailesinin dahi hikâyesini bilmediği bir Cideli yatıyor.
Taşlar okunmayı bekliyor.
Her biri Cide'nin kaybolmuş nüfus kayıtlarından, mesleklerinden, ailelerinden ve günlük hayatından küçük parçalar taşıyor olabilir.
Bu nedenle mezarlığın ve buradaki tarihî taşların belgelenmesi, kitabelerin uzmanlar tarafından okunması ve Osmanlı arşiv kayıtlarıyla karşılaştırılması Cide'nin bilinmeyen tarihinin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.
Liman Değişti, İnsanlar Değişti; Taş Kaldı
1904'ten bugüne Cide çok değişti.
Liman değişti.
Tekneler değişti.
Sokaklar, evler ve yollar değişti.
O günlerin insanları birer birer bu dünyadan geçti.
Fakat Cide'nin eski bir mezarlığında duran bir taş, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ aynı ismi taşıyor:
Cide Liman Reisi Kol Ağası Mehmet Emin Efendi.
Belki bugün Cide Limanı'ndan denize bakanların büyük bölümü onun adını hiç duymadı.
Fakat 13 Zilhicce 1321 tarihinde toprağa emanet edilen Mehmet Emin Efendi'nin mezar taşı, 122 yıl sonra Cide'nin denizcilik tarihinden unutulmuş bir ismi yeniden hatırlattı.
Ve şimdi o mezarlıkta bulunan diğer Osmanlı taşları da aynı soruyu sorduruyor:
Cide'nin toprağının altında daha kaç unutulmuş hikâye yatıyor?